
Karadağ planları yapıyorsanız, muhtemelen karşınıza çıkan ilk fotoğraf o meşhur, karaya incecik bir kum yoluyla bağlanan kızıl çatılı ada olmuştur. Evet, burası Sveti Stefan!
Burası, 15. yüzyılda korsanlardan saklanmak için kurulan minicik bir balıkçı köyüyken, bugün Hollywood yıldızlarının ve dünyaca ünlü isimlerin gizli kaçamağına dönüşmüş durumda. İnanın, fotoğraflarda gördüklerinizden çok daha büyüleyici ve romantik bir atmosfere sahip.
Hadi gelin, Adriyatik’in bu masalsı incisinde neler yapılır, o efsane manzaralar nereden izlenir ve midemizi hangi harika lezzetlerle şenlendiririz, birlikte bakalım!
Sveti Stefan’da Gezilecek Yerler ve Keşif Rotaları
1. Adaya Giremiyoruz Diye Üzülmeyin: Sveti Stefan Plajları
Şunu baştan söyleyelim: Adanın kendisi ultra lüks bir otel olduğu için içeriye sadece misafirler alınıyor. Ama hiç moral bozmak yok! Çünkü adayı karaya bağlayan o incecik kum kordonunun sol tarafındaki halk plajı, size hayal gibi bir deneyim sunuyor. Arkanızda asırlar öncesinden kalma taş evler, önünüzde pırıl pırıl turkuaz bir Adriyatik suyu… O pembe-kızıl çakıl taşlarının üzerinde güneşlenirken kendinizi kesinlikle bir film sahnesinde hissedeceksiniz.
2. Biraz Serinlik, Biraz Huzur: Miločer Parkı
Yüzdük, güneşlendik, peki biraz da yürüyelim mi? Sveti Stefan’dan kısa bir yürüyüş mesafesinde yer alan Miločer Parkı, sıcak yaz günlerinde tam bir kurtarıcı. Çam ve zeytin ağaçlarının gölgesinde, mis gibi deniz kokusunu içinize çekerek yapacağınız bir yürüyüş bütün yorgunluğunuzu alacak. Eskiden kraliyet ailesinin yazlık bahçesi olan bu yerin neden bu kadar özel olduğunu, o ağaçların arasında kaybolduğunuzda çok iyi anlayacaksınız.
3. Gizli Cennetler: Kral ve Kraliçe Plajları
Miločer Parkı’nın hemen önünde, çam ağaçlarının arasına saklanmış iki doğa harikası koy var. Özellikle Kraliçe Plajı, sakinliği ve kristal berraklığındaki suyuyla insanı büyülüyor. “Karadağ’ın en güzel sahili neresi?” diye sorarsanız, birçok kişinin tereddütsüz burayı gösterecektir.
4. Tarihe Ufak Bir Molası: Praskvica Manastırı
Deniz kenarından tepeye doğru biraz tırmanmayı göze alırsanız, 11. yüzyıldan kalma huzur dolu Praskvica Manastırı karşınıza çıkacak. Manastırın kendi zeytinyağlarını üreten rahipleri ve asırlık freskleri, size turunistik kalabalıktan uzak, oldukça otantik bir deneyim sunuyor.
Sveti Stefan’da Ne Yenir?
Karadağ demek, Akdeniz hafifliğiyle Balkan doyuruculuğunun o muhteşem buluşması demek. Buralara kadar gelmişken şunları tatmadan dönmek olmaz:
- Buzara (Buna ekmek banmadan dönmeyin!): Karadağ kıyılarının açık ara en sevilen deniz ürünü yemeği. Karides veya midyenin beyaz şarap, zeytinyağı ve bol sarımsakla kendi suyunda pişirilmesiyle yapılıyor. O enfes suya taze taze kesilmiş bir ekmek banmak, inanın yemeğin kendisinden bile keyifli olabiliyor!
- Taptaze Deniz Ürünleri: Denize bu kadar yakınken kalamar, ahtapot veya günlük bir deniz levreği yememek haksızlık olur. Zeytinyağı ve sarımsak sosuyla harikalar yaratıyorlar.
- Crni Rižot (Siyah Risotto): Simsiyah rengi gözünüzü korkutmasın! Mürekkep balığının kendi mürekkebiyle yapılan, bol parmesanlı bu risotto, deniz kokusunu tam anlamıyla damağınızda hissettiren bir Akdeniz klasiği.
- Njeguški Pršut: Eğer et seviyorsanız, Karadağ’ın meşhur füme jambonunu (Pršut) ve yanındaki yöresel sert peynirleri sipariş edip, yemeğe harika ve doyurucu bir başlangıç yapabilirsiniz.
- Palačinke (Krep): Bütün o güzel yemeklerin ardından, içi bol çikolata veya yöresel reçellerle dolu incecik Balkan krepleriyle harika bir tatlı kapanışı yapabilirsiniz.
Gezginlere Ufak Bir Sır: Sveti Stefan’ın o kartpostallık fotoğraflarını çekmek istiyorsanız, ana yoldan adaya doğru inen tepedeki seyir noktalarını bulun. Özellikle gün batımına yakın bir saatte oradaysanız, güneş o masalsı kızıl çatılara vururken hayatınızın en güzel karelerinden birini yakalayacaksınız. Şimdiden iyi seyahatler!

